Diyarbakır’da 6 Aralık 2009 tarihinde Demokratik Toplum Partisi’ne açılan kapatma davası ve Abdullah Öcalan’ın tutulma koşullarını protesto etmek üzere DTP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde toplanan grup basın açıklaması yapmak istedi, ancak güvenlik görevlileri açıklamaya izin vermedi. Bunun üzerine çıkan gerginlikte polisler gaz bombaları atmaya başladı. Görgü tanıklarının anlatımlarına göre, topluluk üzerine ateş açıldı ve Dicle Üniversitesi öğrencisi Aydın Erdem hayatını kaybetti.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK md. 250 ile görevli) 20 Eylül 2010 tarihinde dört polis memuru hakkında kasten öldürme suçundan takipsizlik kararı verdi. Kararda, çeşitli internet siteleri ve Roj TV’de yapılan eylem çağrılarına geniş yer verildi ve şüphelilerin Aydın Erdem’in öldürülmesi suçunu işledikleri yönünde soyut iddia dışında kesin ve inandırıcı herhangi bir delil elde edilemediği anlaşıldığı belirtildi. Yapılan itiraz üzerine Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK md. 250 ile görevli), “soruşturmaya konu suçun kamu görevlisinin görevi sırasında kasten adam öldürme olduğu, bu suçtan soruşturma yetkisinin genel yetkili Cumhuriyet savcılığına ait olup, eylemin terör suçu kapsamında olmadığı” gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verdi. Bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı gerekçelerle 16 Ocak 2011 tarihinde takipsizlik kararı verdi.
AİHM’e yapılan bireysel başvurunun incelenmesi sürecinde Türkiye Hükümeti dostane çözüm önerdi fakat Erdem ailesi bunu kabul etmedi. Bu kez tek taraflı deklarasyon ile “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, başvuranların oğlunun ölümüne ilişkin koşulların ve ölümüyle ilgili olarak yürütülen soruşturmanın, Sözleşme’nin 2. maddesinde öngörülen koşullara uygun olmadığından üzüntü duyduğunu; etkin soruşturma yükümlülüğü de dâhil olmak üzere, yaşam hakkına gelecekte saygı gösterilmesi için gerekli tüm tedbirleri almayı taahhüt etti” ve başvuruculara maddi ve manevi tazminat ve masrafları ödemeyi kabul etti. AİHM tazminat miktarını yeterli buldu ve başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verdi.
AİHM kararı üzerine Erdem ailesi, 2021 yılında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuru yaparak, yeniden soruşturma açılmasını talep etti. Aydın Erdem’in ölümü nedeniyle ailenin uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle idare mahkemesinde dava açıldı. İdare mahkemesi davanın reddine karar verdi.
Yeniden soruşturma açılması talebinin reddedilmesi ve idare mahkemesinde açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddedilmesi üzerine AYM’ye iki ayrı bireysel başvuruda bulunuldu. AYM 14 Mayıs 2025 tarihli kararında, iki ayrı başvurunun birleştirilmesine karar verdi ve yaşam hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi; etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ise açıkça dayanaktan yoksun olması gerekçesi ile kabul edilmezlik kararı verdi.