27 Eylül 2007’de Tunceli ili Yenibaş köyündeki jandarma karakolunun yaklaşık altı kilometre uzağında silahlı çatışma ihbarı üzerine bölgeye giden jandarma, iki yaralı kişiye ulaştı. Ertesi gün savcı olay yeri incelemesi yaparken, bir gün önce yaralı kişilerin bulunduğu yerin ilerisinde Bülent Karataş’ın bedenine ulaştı.
Sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan hak ihlallerini izleme raporlarından edinilen bilgiye göre, Tunceli Valiliği yaptığı açıklamada, “27 Eylül’de Tunceli-Hozat kırsalında yapılan operasyonda, dur ihtarına uymayarak kaçan terör örgütü üyesi B.K ve R.Ç, ateş edilerek etkisiz hale getirildi” ifadelerini kullandı; Karataş için “Örgüt üyesi olmak suçundan 1999 yılında cezaevinde kaldı ve halen terör amaçlı yardım ve yataklık suçundan hakkında devam eden bir dava bulunuyor” denilirken, yaralı olarak bulunan Ali Rıza Çiçek için de “Terör amaçlı silah ve mühimmat bulundurmak suçundan daha önce cezaevinde yattı” denildi.
Karataş’ın ölümünün araştırılmasına ilişkin Hozat Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturma dosyasına gizlilik kararı verildi; sonrasında dosya, görevsizlik kararıyla Elazığ Askeri Savcılığı’na gönderildi. Askeri savcılık soruşturma sonunda, askerlerin ateş altında tutuldukları sırada meşru müdafaa amacıyla ateş açtıkları kanaatine ulaştı. Soruşturma aşamasında Karataş ve Çiçek’in olay sırasında silahsız olduğu tespit edilmesine rağmen savcılık terör örgütleriyle bağlantısı olduğuna dair kuvvetli şüpheye dayandı. Savcılığın bu yöndeki dayanakları, terörle ilgili suçlardan dolayı aleyhlerinde ceza soruşturmalarının varlığına dair savcının kendi kanaati ile eski bir örgüt üyesinin adını bilmediği kişilerin olayın olduğu yerde bir örgüt üyesine yiyecek sağladıkları bilgisiydi.
Savcılığın kararına karşı yapılan itiraz, 23 Mart 2009 tarihinde Malatya Askeri Mahkemesi tarafından reddedildi. Bu karar üzerine AİHM’e başvuru yapıldı. AİHM, kararında, Karataş’ın ölümü ile Çiçek’in yaralanmasına ilişkin yürütülen soruşturmanın etkili bir şekilde yürütülmediğini tespit etti ve AİHS’in yaşam hakkına ilişkin 2. Maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştı.