10 Şubat 2013’ günü Diyarbakır’da 25-30 kişilik bir grubun yolu trafiğe kapattığı ve “yasa dışı” eylem yaptıklarına dair ihbar üzerine bölgeye giden güvenlik güçlerinin müdahalesi sırasında, 19 yaşındaki Şahin Öner, Shorland marka zırhlı aracın çarpması sonucu hayatını kaybetti.
İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu, olaydan sonra hazırladığı ilk raporunda ölümün “patlamayla mümkün genel beden travmasına bağlı çok sayıda kot kırığı ve yaygın akciğer hasarına bağlı iç kanama” sonucu meydana geldiğini belirtti. Ancak İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin 2014 yılında hazırladığı raporu, Öner’in zırhlı polis aracının çarpması ve sürüklemesi sonucunda yaşamını kaybettiğini ortaya koydu. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bir bilirkişi ise 2015 yılında hazırladığı raporda, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelik çerçevesinde yaptığı değerlendirmede hem Şahin Öner’i hem de zırhlı aracı kullanan polis “eşit derecede kusurlu” buldu. 2017 yılında Diyarbakır 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşmasında mahkeme, eylemin kasten öldürme suçunu oluşturabileceği kanaatine vararak dosyayı Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Yargılama sırasında, 2021 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda zırhlı aracın 3,5-4 ton ağırlığında olduğu için hız yapamayacağı, ancak dar sokak, yoğun sis ve Molotof nedeniyle oluşan toz-duman gibi koşulların görüş mesafesini ciddi şekilde kısıtladığı; bu nedenle kazanın araç sürücünün kusurundan ziyade çevresel faktörlerden kaynaklandığı, sürücünün kusursuz olduğu, ayrıca Karayolları Trafik Kanunu’nun 71/c maddesi uyarınca, zırhlı araçların geçiş üstünlüğe sahip olsalar dahi bu hakkı halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmadan ve gerekli işaretleri vererek kullanabilecekleri ve bu nedenle sürücünün karmaşa, görüş kısıtlılığı ve sokak yapısı gibi koşulları dikkate alarak uygun hızla seyretmesi gerektiği, buna uygun davranmadığı için tali kusurlu olduğu ifade edildi. Raporda her iki ihtimalde de Şahin Öner’in yayalara ayrılan yerde değil taşıt yolunda bulunması, açık renk kıyafet giymemesi, sisli ve dumanlı bir ortamda akşam vakti gerekli tedbirleri almaması, yolu trafiği engelleyecek şekilde kullanması ve aracın durup duramayacağını öngörmemesi gibi gerekçelerle asli kusurlu olduğu belirtildi. 2018 yılında Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi de bu mütalaaya uyarak taksirle ölüme neden olma suçundan 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası verdi. Karar, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmemesi ve gerekçede hangi rapora neden üstünlük tanındığının açıklanmaması gerekçeleriyle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından bozuldu. Bozma kararı üzerine yeniden başlayan yargılamada 2024 yılında yeni bir bilirkişi raporu alındı. Bu rapor da önceki değerlendirmeleri tekrar ederek polis tali kusurlu, Şahin Öner’in ise asli kusurlu buldu. Bunun üzerine sanık polis memuru hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedildi.
2025 yılında Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, sanığın manevra kabiliyeti sınırlı aracı dar ve aydınlık olmayan sokakta kullanmasının meydana gelen neticeyi öngördüğü kabulüne yeterli olmadığı, bu nedenle bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle kararı sanık lehine kararı bozdu. Olaya ilişkin yargılama hala devam ediyor.
Davanın detaylarına, duruşma izleme raporlarına ve basında çıkan haberlere https://www.failibelli.org/dava/sahin-oner-davasi bağlantısından erişilebilir.