30 Temmuz 2015’te Ağrı’da 155 Polis İmdat hattına, bir örgüt üyesinin silah ve bomba temin ederek bir adrese götürdüğü ve büyük bir eylem planladığına dair bir ihbar yapıldı. İhbar üzerine kolluk görevlileri, belirtilen adresi tespit etti ve 31 Temmuz 2015 saat 01.45’te adrese operasyon düzenlendi. Yapılan aramada evde kimse bulunamadı. Aynı gün saat 16.30’da ihbar kapsamındaki şüphelilerin saklanabileceği değerlendirilen başka bir adrese operasyon yapıldı. Özel harekât timlerinin düzenlediği bu operasyon sonucunda 26 yaşındaki Sezai Yaşar ve 19 yaşındaki Ahmet Yaşar kardeşler ile M.G. isimli bir kişi hayatını kaybetti.
Olay tutanağındaki imzalara göre 405 polis operasyonda görev almıştı. Basından edinilen bilgiye göre, olayın ardından Ağrı Valiliği, yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, PKK üyesi 3 kişinin beraberlerinde eylem amaçlı olarak kullanılacağı düşünülen silah ve mühimmatlarla birlikte, ölü olarak ele geçirildiği belirtildi.
Basından edinilen bilgiye göre, operasyonda hayatını kaybeden M.G. isimli kişinin HPG militanıydı ve Sezai Yaşar, HDP üyesiydi. Yine basından edinilen bilgiye göre, Yaşar kardeşlerin Diyadin’de yapılan cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze günü Ağrı Diyadin’de esnaflar kepenkleri açmadı.
Dosya avukatı Av. Mahmut Kaçan’ın vermiş olduğu bir röportajda, olayın yaşandığı gün tanıklardan elde edinilen bilgilere göre, evin etrafı sarıldığında “teslim ol” çağrısı yapılmadan tamamen öldürme kastı ile olay yerinde bulunan polislerin operasyon yaptığını belirtti. Ayrıca takipsizlik kararı veren savcının da FETÖ’den ihraç edildiğini söyledi.
Olayın ardından Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatıldı.Sezai ve Ahmet Yaşar’ın babası avukat aracılığıyla 7 Mart 2016 tarihinde Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak oğullarının yargısız infaza maruz kaldığını belirtti. 16 Mart 2016 tarihinde Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı kolluk görevlilerinin silah kullanma yetkisini PVSK’nin 16. maddesi kapsamında hukuka uygun şekilde kullandığı, olayın “teslim ol” çağrısına ateşle karşılık verilmesi üzerine meşru savunma çerçevesinde geliştiği ve TCK’nın 24/1 maddesi uyarınca kanunun emrini yerine getirme kapsamında değerlendirildiği gerekçesiyle kolluk görevlileri hakkında takipsizlik kararı verdi.
Bu takipsizlik kararına yapılan itiraz reddedildi ve kararın ardından AYM’ye başvuru yapıldı. AYM, 19 Ekim 2021 tarihli kararında olayda kullanılan ölümcül gücün, patlayıcı düzeneğin neden olduğu tahribattan kaynaklandığını ve orantısız silah kullanımı sayılmayacağını belirterek yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilmediğine; soruşturmanın yeterli ve zamanında yürütüldüğünü, gerekli delillerin toplandığını belirterek usul yönünden de ihlal olmadığına hükmetti. Her iki tespit de oy çokluğuyla alındı. Karşı oy kullanan iki üye, soruşturmanın belirli eksiklikler taşıdığına dikkat çekti.