Adalet İyileştirir projesi kapsamında Dissensus Araştırma ile birlikte yürüttüğümüz hedef kitle algı araştırmamızın bulgularının özetini kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Stratejik bir iletişim arayışı
Araştırmayı klasik bir kamuoyu araştırmasından ziyade, kampanya odaklı, stratejik bir çalışma olarak kurguladık. Hedef kitle olarak toplumun genel bir kesitini değil, iletişim stratejimizle gerçekçi biçimde ulaşmayı hedefleyebileceğimiz kesimleri tanımlamaya çalıştık. Bu kesimlerdeki insanların yaşam hakkı ihlalleri karşısındaki duygu ve değer dünyalarını derinlemesine anlamayı hedefledik. Bu çerçevede Dissensus Araştırma ekibi, dört ilde 42 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler ile Ankara ve İstanbul’da iki odak grup görüşmesi gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra ekip, kapsamlı bir sosyal medya söylem analizi yaptı.
Bu araştırmayı yalnızca “İnsanlar ne düşünüyor?” sorusunu cevaplamak için değil, “Kime, nasıl konuşmalıyız?” sorusunu yanıtlamak için de tasarladık. Herkesi ikna etmeyi hedefleyen bir iletişim yerine konuya kapalı olmayan, içinde bir çelişki taşıyan kesimleri tanımlamaya çalıştık. Bu kesimlerin değer dünyalarını, duygularını ve ihlallere bakışlarındaki ikircikli tutum ve yaklaşımlarını derinlemesine anlayıp, iletişimi bu çelişki ve gerilimlere hitap edecek şekilde araştırma bulgularına dayanan bir dille kurmayı amaçladık. Araştırmanın bize yalnızca bir fotoğraf değil, bir strateji zemini sunmasını istedik.
Bulgular ne gösteriyor?
Bulgular beklediğimizden çok daha gri bir tablo ortaya koydu. Araştırmada öne çıkan üç temel bulgu şöyle özetlenebilir:
Bilmek harekete geçirmiyor. İhlaller kamuoyunda yer yer karşılık bulsa da bu karşılık seçici ve kırılgan bir biçimde oluyor. İsimler unutuluyor; olaylar belirli grupların hafızasında kalıyor. Dahası, doğru bilginin getireceği sorumluluk zaman zaman kasıtlı bir bilmemeyi üretiyor.
Kutuplaşma iletişimin önünde ciddi bir engel. Cenahlaşma ve otosansür, ihlallerin kamusal alanda konuşulmasını zorlaştırıyor. Araştırma, “Kürt meselesi” olarak algılanan konularda hem Kürt hem de Türk katılımcıların farklı ama birbirini tamamlayan suskunluk biçimleri geliştirdiğini ortaya koyuyor.
Umut temelli iletişim biçimleri, bu bağlamda kritik bir rol oynuyor. Aşırı enformasyon duyarsızlaşmayı besliyor. Buna karşın, somut katılım imkânlarıyla desteklenen ve değer odaklı kurulan iletişim, savunma refleksini kırmada daha etkili.
Raporun bulgularının özetine buradan ulaşabilirsiniz.
Bu Perşembe: Zor Konuları Nasıl Anlatırız?
Araştırmayı ve açtığı soruları Perşembe günü kamusal bir tartışmaya taşıyoruz. Adalet İyileştirir panel serisinin üçüncü ve son ayağında, araştırmanın bulgularından hareketle ağır insan hakları ihlallerini anlatmanın, ikna etmenin ve tanıklık etmenin imkânlarını ve sınırlarını konuşacağız.
🗓 30 Nisan 2026 Perşembe, 14:00
📍 Çevrimiçi
🎙 Kerem Çiftçioğlu, Sidar Bayram, Özgür Sevgi Göral
🎤 Moderatör: Ceren Bayar