Mekânsal militarizasyon, belirli coğrafyaların yaşam alanları olmaktan çıkarılıp güvenlik nesneleri olarak yeniden düzenlenmesini ifade eder. Bu süreçte karakollar, kontrol noktaları, gözetleme kuleleri, mayınlar ve sürekli denetim mekanizmaları gündelik hayatın bir parçası hâline gelir. Böylece mekânın temel işlevi yaşamı sürdürmek değil, hareketleri ve bedenleri kontrol etmek olur.
2000–2015 yılları arasında Kürt illerinde hem kırsal hem de kentsel alanlar yoğun biçimde militarize edildi. Kırsalda mayınlar, patlamamış mühimmatlar ve güvenlik altyapıları; kentlerde ise zırhlı araçlar, kontrol mekanizmaları ve ölümcül güç kullanımına dayanan güvenlik politikaları gündelik yaşamın içine yerleşti. Bu koşullar altında çocuklar ve gençler, savaşın ve güvenlik politikalarının yarattığı risklerle her gün karşı karşıya kaldı.
Peki mekânsal militarizasyon tam olarak neyi ifade ediyor? Bir coğrafyanın güvenlik nesnesi olarak düzenlenmesi yaşam hakkını nasıl etkiliyor? Ve bu yaklaşım, çocuklar ile gençlerin yaşamlarını neden sistematik biçimde risk altına sokuyor?